+90 532 06 07 637

Türkçe



İlave Gümrük Vergisi (İGV) Uygulamaları

İlave Gümrük Vergisi (İGV) Uygulamaları

İlave Gümrük Vergisi (İGV) Uygulamaları

Geçtiğimiz Mayıs ayı ve devamı süreç dış ticaretçiler adına hareketli bir dönemdi. Bir süredir varlığına alıştığımız, son dönemde etkisi kısmen azalmış gibi görünen ticaret savaşlarının önemli bir korumacı politika unsuru olan İlave Gümrük Vergisi uygulaması yine ön planda yer aldı. Sizlere yönelik ilk yazım olan “Küresel Ticarette Korumacılık Artıyor” ile dış ticarette korumacılık kavramının ana mantığını paylaşmış, söz konusu “korumacılık” uygulamalarının amacının benzer veya doğrudan rakip mallar üreten yerli üreticilerin ithalattan zarar görmesinin önüne geçmek olduğunu ifade etmiştim. Daha sonra yazmış olduğum “Ek Mali Yükümlülük Uygulamasında Amaç” ve “Ticaret Savaşlarında Savunma Aracı Olarak Gözetim Uygulaması” başlıklı yazılarım ile de, söz konusu korumacılık kapsamı ‘tarife dışı önlemler’ olarak adlandırılan uygulamalardan ek mali yükümlülük ve gözetimi ele almıştım.

Mayıs ayı itibarıyla yayımlanan ve otuz üç ayrı fasıl altında binden fazla eşya üzerinden ek mali yükümlülük alınmasını düzenleyen kararlar, aynı zamanda bu kararlara paralel olarak Hazine ve Maliye Bakanı tarafından ifade olunan “Stratejik ve üretim imkanı bulunmayan ürünler hariç, ithalat kolay olmayacak.” ve “Yerli üretimi ve yerli üretimin dünyayla rekabetini tüm politikalarımızda daha da önceleyeceğiz.” ifadeleri ile birlikte bu defa “İlave Gümrük Vergisi” uygulamalarını ele almak gerekli hale gelmiş durumda. Peki bu uygulamada her şey net mi, bu konuyu da ele almak istiyorum.

Öncelikle ilave gümrük vergisinin kaynağı ile başlayalım. 2004/7305 sayılı İthalatta Korunma Önlemleri Hakkında Karar’ın 6’ncı maddesinde korunma önleminin gümrük vergisinde artış yapılması, ek mali mükellefiyet getirilmesi, miktar/değer kısıtlaması, tarife kontenjanı uygulaması veya bunların birlikte uygulanması şeklinde olabileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda korunma önlemleri karşımıza; gümrük vergisinde artış yapılması, ek mali mükellefiyet uygulaması, miktar/değer kısıtlaması, tarife kontenjanı uygulaması olarak çıkmaktadır. İlave gümrük vergisi (İGV) ise söz konusu uygulamalardan “gümrük vergisinde artış yapılması” yani mevcut gümrük vergisi oranlarında artış yapılması niteliğinde olarak değerlendirilmektedir. Bu cümlede yer alan “gümrük vergisi oranlarında artış yapılması niteliğinde olarak değerlendirilmektedir” ifadesi bilinçli yazılmış olup Türkçe açısından anlatım bozukluğu olarak değerlendirilmemesini rica ederim. Bu durumun sebebi, ilave gümrük vergisi uygulamasının yapısından kaynaklanmakta, mevzuatta yer alan çelişkili durumlara dayanmaktadır.

Nedenine gelince; ilave gümrük vergisi düzenlemelerine bakıldığında, 2004/7305 sayılı Karar’da belirtildiği üzere “gümrük vergisinde artış yapılması” uygulaması mevcut gümrük vergisinin değiştirilerek arttırılması yoluyla yapılmamaktadır. Örnek ile ilerler isek, %5 olan gümrük vergisi oranı arttırılarak %8 oranı olarak değiştirilmemektedir. Gümrük vergisi oranı %5 olarak tutulmakta, ilave olarak %3 ilave gümrük vergisi belirlenmekte, toplamda %8’ oranına ulaşılmaktadır. Dolayısıyla gümrük vergisinde artış yapılırken, gümrük vergisi ve ilave gümrük vergisi olarak iki ayrı vergi yükü düzenlenmektedir.

Bu durum karşısında Devlet tarafında uygulamalara bakıldığında, bazı durumlarda ilave gümrük vergisinin gümrük vergisi olarak değerlendirilmesi gerektiğinin, bazı durumlarda ise ilave gümrük vergisinin ayrı bir vergi olması nedeniyle ayrı değerlendirilmesi gerektiğinin belirlendiği görülmektedir. Örneğin; yatırım teşvik belgesi kapsamında ithalat yapacaksanız, eşyanın gümrük vergisinden muaf olduğu ve ilave gümrük vergisinin de aynı kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle ilave gümrük vergisi muafiyet kapsamında değerlendirilmekte; diğer taraftan ilave gümrük vergisi ile ilgili cezai bir durum oluştuğunda bu verginin müstakil bir vergi gibi mi yoksa gümrük vergisi ile birlikte mi değerlendirileceği hususunda her verginin kendi içinde değerlendirilmesi ve eksik tahsil olunan her bir vergi türü için tahakkuk ettirilecek her bir cezanın, ceza kararında ayrı ayrı gösterilmesinin gerekmekte olduğu belirtilmektedir.

Bu yaklaşım aynı zamanda ilave gümrük vergisinin ne olduğu konusunda da tartışmaya yol açmaktadır. İlave gümrük vergisinin gümrük vergisi olarak değerlendirilmesi gerektiği yaklaşımından bakıldığında ilave gümrük vergisi ticaret politikası önlemi olarak sayılmamakta, ancak aynı zamanda yukarıda da belirttiğim üzere 2004/7305 sayılı İthalatta Korunma Önlemleri Hakkında Karar’ın 6’ncı maddesinde açık biçimde korunma önlemi olarak yer almaktadır.

Sonuç olarak, ilave gümrük vergisi resmi biçimde ticaret politikası önlemi olarak düzenlense de uygulamada gümrük vergisi olarak değerlendirilmektedir. Son dönemde yayımlanan kararnameler ile hammadde, yarı mamul ve mamul ayrımı olmaksızın pek çok eşya üzerine ilave gümrük vergisi getirilmiştir. Uygulamaların gidişatı ve karar alıcıların beyanları dikkate alındığında söz konusu uygulamaların en azından bir süre etkin biçimde uygulanacağı beklenmektedir.