İhracata Yönelik Üretimde Dahilde İşleme Rejiminin Önemi
Üretimde kullanılan girdilerin önemli bir bölümünü ithal hammaddeler ya da ara mamuller oluşturmakta. Döviz kurlarının artmasına paralel olarak hammadde ve yarı mamul alım maliyetlerinin yükseldiği son dönemlerde, bir yandan gelen ilave vergiler ile birlikte söz konusu girdilerin ithalatında üreticiler üzerinde önemli yükler oluşmakta. Bu yükler, yurt dışından getirdiği hammadde ya da yarı mamulü gümrük vergilerini ödemek suretiyle serbest dolaşıma sokarak üretimde kullanan üreticiler için hem vergi yükü hem de bahse konu vergileri ödemek için finansman yükü olarak ortaya çıkmakta. Bunların yanında, hammadde ve yarı mamuller üzerine uygulanmakta olan ticaret politikası önlemlerinin getirdiği yükler de ilave olarak ithalatta üreticinin üzerinde kalmakta.
İthal girdi kullanarak ürettiği ürünü ihraç eden üretici için söz konusu yüklerden kaçınmanın kolay bir yolu uzun zamandır hem mevzuatta yer almakta hem de güncel uygulamalarda aktif şekilde kullanılmakta. Bu yol, sekiz adet gümrük rejiminden bir tanesi olan Dahilde İşleme Rejimi (DİR) uygulamalarıdır. Belirttiğim üzere, son dönemde görülen döviz kurlarındaki artış ve getirilen ilave vergiler karşısında, dış ticaret sektörü içerisinde aktif biçimde kullanılan Dahilde İşleme Rejimini bu açılardan ele almakta yarar görüyorum.
Dahilde İşleme Rejimi temel olarak ele alındığında iki ana sistemden oluştuğu görülmekte. Bu sistemlere, “şartlı muafiyet sistemi” ve “geri ödeme sistemi” adları verilmektedir. Şartlı muafiyet sistemi kapsamında; serbest dolaşımda olmayan eşya gümrük vergileri ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın ve vergileri teminata bağlanmak suretiyle geçici olarak ithal edilmekte, devamında üretim girdisi olarak işlem görmüş ürünlerin üretiminde kullanılmakta, daha sonra Türkiye Gümrük Bölgesinden yeniden ihraç edilmekte ve böylece ithalatta alınan teminat iade olunmaktadır. Geri ödeme sistemi kapsamında ise; vergileri ödenmek suretiyle serbest dolaşıma sokulmuş üretim girdilerinin işlem görmüş ürünlerin üretiminde kullanılmasından sonra Türkiye Gümrük Bölgesinden ihraç edilmesi halinde, eşyanın serbest dolaşıma girişi esnasında tahsil edilmiş bulunan ithalat vergileri geri verilmektedir. Yani önce tahsil edilmekte, sonra iade edilmektedir.
Bu durumda, ithal üretim girdileri üzerindeki vergi yükünden ve buna bağlı olarak karşılaşılacak finansman yükünden kaçınmak, aynı zamanda kullanılacak ithal üretim girdisine yönelik ticaret politikası önlemlerinden uzak durmak için Dahilde İşleme Rejimi kapsamında uygulamamız gereken sistem ‘geri ödeme sistemi’ değil, ‘şartlı muafiyet sistemi’ olarak karşımıza çıkmaktadır.
Şartlı muafiyet sistemi kapsamında, yurt dışından getirilen ithal üretim girdileri için gümrük vergileri hesaplanmakta ancak ödenmemekte, söz konusu vergiler teminata bağlanarak eşya üretimde kullanılmak üzere geçici olarak ithal edilmektedir. Verilecek teminat oranı firmanın sahip olduğu belgelere ya da dış ticaret hacmine göre farklılık gösterebilmekte, örneğin onaylanmış kişi statü belgesi (OKSB) sahibi firmalar için, hesaplanan vergilerin yüzde on oranı kadar uygulanmaktadır. Verilecek teminat şekli doğrudan ‘para’ olabileceği gibi, bankalar tarafından verilen ‘teminat mektupları’ ile ‘hazine tahvil ve bonoları’ unsurlarından biri veya birkaçından oluşabilmektedir. Bu imkanlar bir bütün olarak ele alındığında, ithal girdi kullanan üreticiler üzerindeki vergi ve finansman yükü önemli ölçüde hafifletilmektedir. Diğer yandan, son yıllarda artan ticaret politikası önlemleri de ithalatçının üzerinde bir yük oluşturmaktadır. Belirtildiği üzere ‘şartlı muafiyet sistemi’ kapsamı eşya ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmamakta, dolayısıyla ihracata yönelik üretim yapan üreticilere ticaret politikası önlemlerinden kaynaklı maliyetler açısından da kolaylık sağlanmaktadır.
Dahilde İşleme Rejimi kapsamında işlem yapabilmek için gümrük idaresinden izin alınması mecburidir. Söz konusu izin için, yapılacak işleme göre Ticaret Bakanlığı’na elektronik ortamda dahilde işleme izin belgesi (DİİB) başvurusu yapmak ya da gümrük müdürlüğüne tek pencere sistemi (TPS) üzerinden dahilde işleme izni başvurusunda bulunmak gerekir. Söz konusu başvurular ithal eşyasının işlem görmüş ürünün elde edilmesinde kullanıldığının tespitinin mümkün olması; Türkiye’deki üreticilerin temel ekonomik çıkarları ile Türk malı imajının olumsuz etkilenmemesi; işleme faaliyetinin, katma değer yaratan ve kapasite kullanımını artıran bir faaliyet olması yanında, işlem görmüş ürünün rekabet gücünü ve ihraç potansiyelini artıran koşullar yaratıyor olması ve son olarak firmaların izinler kapsamındaki performansları göz önüne alınarak değerlendirilir ve sonuca bağlanır. Verilecek izninin süresi en fazla on iki aya kadar belirlenebilir. Bu süre belge/iznin veriliş tarihi ile başlar, belge/izin süresinin bitimine karşılık gelen ayın son günü sona erer.
Dahilde İşleme Rejimi belirtildiği üzere halihazırda aktif biçimde uygulanmakta olan bir gümrük rejimidir. Bu rejim halen uygulayıcı olmayan ve ihracata yönelik üretim yapan firmalar için de büyük imkanlar sunar. Nitekim istatistiklere baktığımızda, Dahilde İşleme Rejimi kapsamı ihracatın toplam ihracat miktarları içerisindeki payı 2018 yılında %42,1, 2019 yılında %41,3 ve 2020 yılında %41 oranında gerçekleşmiştir. Aynı dönemlerde gerçekleşen kati ihracatın toplam ihracat miktarları içerisindeki payının sırasıyla %51,4, %52,1 ve %52,2 olarak bu oranların sadece ortalama on puan üstünde olduğu düşünüldüğünde, Dahilde İşleme Rejiminin önemi ortaya çıkmaktadır.
