Gümrük İşlemlerinde Temel Unsurlar: Tarife, Kıymet, Menşe
Dış ticaret işlemlerinin gümrük ayağında başlıca belge olan gümrük beyannamesinin doldurulmasında en kritik üç bilgi var denebilir. Bunlar, birbirinden bağımsız olarak belirlenen, ancak birbirlerini son derece etkileyen unsurlar. O nedenle bunlara gümrük beyanında saçayağı demek mümkün. Nedir bunlar dersek; tarife, kıymet ve menşe olarak sayabiliriz. Gümrük beyanının en temeline inildiğinde, taşıma, ödeme gibi yan verileri bir yana bırakırsak, tüm yapının bu üçlü saçayağına dayandığı söylenebilir. Dolayısıyla dış ticaret işlemlerini yönetmekte hata yapmamak adına bu kavramlara hakim olmakta fayda var. Bu nedenle, bu yazıyı gümrük tarifesi (GTİP), kıymet ve menşe kavramlarının ne oldukları ve gümrük beyanında neden bu kadar önemli oldukları ile ilgili kısa bir bilgilendirme olarak ele almak istedim.
Öncelikle tarifeyi ele alırsak, gümrük tarifesinin geniş bir kavram olduğunu görmekteyiz. Gümrük işlemleri açısından tarife kavramı; hem gümrükte uygulanan vergileri belirleyen listeleri, yani cetvelleri, hem de bu cetvellerde yer alan eşyaya uygulanacak gümrük vergi oranlarını, ithalat vergilerini, tercihli tarife uygulamalarını, ithalat vergilerinde muafiyet veya indirim uygulamalarını kapsar. Diğer bir deyişle gümrük tarifesi kavramı hem getirilen eşyanın ne olduğunu tarife cetveli vasıtasıyla numerik olarak adlandırır/kodlar hem de kodladığı eşyaya uygulanacak ithalat vergilerini/muafiyet uygulamalarını belirler. Türkiye’de, eşyanın tarife cetveli vasıtasıyla numerik olarak adlandırılmasında, yani sınıflandırmasında, kullanılan koda Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTİP) adı verilmektedir. GTİP bize rakamsal olarak eşyanın kodlamasını yapmakta, hem gümrük işlemleri hem de KDV, ÖTV gibi cetvele dayanan pek çok mevzuat kaleminde eşyayı tanımlamakta kullanılmaktadır. Eşyaya uygulanacak vergi oranları/miktarları da GTİP’ler esas alınarak yapılmaktadır. Dolayısıyla, dış ticaret işlemine konu eşyaya doğru vergi oranı/miktarının uygulanmasını sağlamak için GTİP’inin doğru olarak tespiti kritik önem taşımaktadır.
Kıymet kavramı, gümrük kıymeti olarak ele alınmaktadır. Gümrük kıymeti, Gümrük Kanununun ilgili maddelerinde belirtilen kıymet tespit yöntemlerinin sırasıyla uygulanması suretiyle belirlenir. Gümrük kıymetini belirlerken amaç; gümrük tarifesinin ve eşya ticaretine ilişkin belirli konularda getirilen tarife dışı düzenlemelerin uygulanmasıdır. Gümrük kıymetinin tespiti, temel olarak, 2. Dünya Savaşı sonrası Dünya ticaretine yön veren uluslar arası bir anlaşma olan GATT’ın 7’nci maddesi ile düzenlenmiştir. Ülkemiz de dahil hala eşyanın gümrük kıymeti bu esaslara göre belirlenmektedir. Uluslar arası anlaşmaya konu olması ve üye tüm ülkeleri kapsaması gümrük kıymetinin belirlenme yöntemine verilen önemi göstermektedir. Peki gümrük kıymeti neden bu kadar önemlidir? Gümrük kıymeti bize ithalatta üzerinden gümrük vergisinin hesaplanacağı miktarı, yani ithalatta gümrük vergisi matrahını verir. Aynı zamanda ithalat işlemlerinde gümrük kıymeti, KDV ve ÖTV gibi vergi kanunlarında vergi matrahına dahil edilecek, yani üzerinden vergi hesaplanacak miktara ilave edilecek başlıca unsurlar arasında sayılmaktadır. Üzerinden vergi hesaplaması yapılacağı için de, gümrük kıymetinin doğru belirlenmesi doğru vergi hesabının yapılmasında hayati öneme sahiptir.
Saçayağının üçüncüsü menşe kavramıdır. Menşe kavramı en kaba tabir ile, ‘eşyanın ekonomik milliyeti’ olarak tanımlanabilmektedir. Eşyanın tümüyle bir ülkede elde edilmesi ya da üretilmesi halinde eşyanın menşei o ülke olmaktadır. Bu durumda eşyanın menşeini belirlemek çok kolay olacaktır. Ancak, eşyanın birden fazla ülkede işlem görmesi veya üretimin birden fazla ülkede gerçekleştirilmesi halinde eşya başka bir ülke menşei de kazanabilmektedir. Ve hatta, ülkeler ve/veya ülke grupları arasında yapılan serbest ticaret anlaşmaları ile belirlenen tercihli menşe kuralları da dikkate alındığında, eşyanın menşeinin belirlenmesi hem daha zor hem de tercihli tarife uygulamaları nedeniyle daha hassas hale gelmektedir. Bunun sebebi, menşe kavramının öneminden gelmektedir. Menşe kavramının önemli olmasının sebebi; eşyanın ithalatı sırasında gümrük vergilerinin hesaplanması, ticaret politikası önlemlerinin uygulanması (gözetim ve korunma önlemleri, miktar kısıtlamaları, anti-damping vergisi vs.) gibi hususların menşe ülkeye göre belirlenmekte olmasındandır. Özellikle, ticaret savaşları nedeniyle eşya menşeine dayanan ticaret politikası önlemlerinin çok yüksek seviyelere çıktığı son dönemde, menşe konusu dış ticarette en hassas unsurlardan birini oluşturmaktadır. İthalatta eşyanın menşeine göre gözetim, anti-damping vergisi gibi farklı maliyet unsurları doğabilmekte, bu da firmaların yükünü arttırmaktadır. Bu nedenle, eşya menşeinin yanlış belirlenmesi sonucu normalde katlanılmaması gereken maliyet unsurları firmaların karşısına çıkabilmekte, dolayısıyla da eşya menşeinin doğru belirlenmesi son derece önem arz etmektedir.
Buraya kadarki açıklamaların ardından, gelelim bu üç unsurun birbirini nasıl etkilediğine. En temel anlatımı ile bu etkileşim, üç kavramın gümrük vergilerinin hesaplanmasında pay ve paydanın taraflarını belirlemesinden kaynaklanmaktadır. İthalatta katlanılması gereken mali yük miktarının (vergi, gözetim vb.) belirlenmesinde ‘tarife’ hesaplamanın pay kısmını belirlerken, ‘kıymet’ payda kısmını belirlemekte; ‘menşe’ ise uygulamaya göre pay ya da paydaya etki etmektedir.
Çok basit bir örnek üzerinden gidecek olursak: Gerçekte gümrük kıymeti 1000 TL olan, Tunus menşeli (ticaret politikası önlemi yok), 1111.11.11.11.11 GTİP’li eşyayı (vergi oranı: %10) eşyayı ithal ediyoruz. Normalde katlanmamız gereken mali yük miktarının (1000 TL x %10 =) 100 TL olması gerekir.
Gümrük kıymetini 1200 TL olarak hesapladığımızı düşünelim. Bu durumda katlanmamız gereken mali yük miktarı (1200 TL x %10 =) 120 TL’ye çıkacak, dolayısıyla bizim 20 TL değerinde fazladan ödeme yapmamıza sebep olacaktır. Peki gümrük kıymetini yanlışlıkla 900 TL olarak hesaplamışsak ne olur? Bu durumda da katlanmamız gereken mali yük miktarı (900 TL x %10 =) 90 TL olarak gerçekleşir. Baktığınızda (100 TL – 90 TL =) 10 TL kârda gibi görünebiliriz, ama gümrük denetimi sonucu durumun tespiti halinde bu 10 TL’yi, hesaplanan misli para cezası ile birlikte, faiziyle ödememiz gerekecek, maliyetlerimiz yine artacaktır.
GTİP belirlerken hata yaptığımızı ve GTİP’i %15 vergi oranına sahip 1111.11.11.00.99 olarak belirlediğimizi varsayalım. Bu durumda katlanmamız gereken mali yük miktarı (1000 TL x %15 =) 150 TL’ye çıkacak, dolayısıyla bizim 50 TL değerinde fazladan ödeme yapmamıza sebep olacaktır. Peki yanlış belirlediğimiz GTİP’in vergi oranı %5 ise kârda mıyız? Bu durumda da katlanmamız gereken mali yük miktarı (1000 TL x %5 =) 50 TL olarak gerçekleşir. Baktığınızda 50 TL karda gibi görünebiliriz, ama gümrük denetimi sonucu durumun tespiti halinde bu 50 TL’yi, hesaplanan misli para cezası ile birlikte, faiziyle ödememiz gerekecek, maliyetlerimiz yine artacaktır.
Eşya menşeini Tunus yerine yanlış olarak Mısır şeklinde beyan ettik. İthal ettiğimiz ürünün Mısır menşeli olanlarında %5 oranında anti-damping vergisi olduğunu düşünelim. Bu durumda da maliyetlerimiz doğrudan (1000 TL x %5 =) 50 TL artış gösterir, ödemememiz gereken bir miktarı ödemek zorunda kalabiliriz. Ya da Mısır menşeli eşyada gözetim uygulaması bulunuyorsa, gözetim uygulamasından kaçınmak için gümrük kıymetini belirleyen unsurların değerlerinde artış yaparak vergi matrahında ve dolayısıyla ödenen vergi miktarında gereksiz bir artışa neden olabiliriz.
Bir de bu hatalardan birkaçını aynı anda yaptığımızı düşünürsek, işin içinden çıkmak bizi zorlayabilir. Bu nedenlerle, dış ticarette belirtilen saçayağının unsurları olan tarife, kıymet ve menşe kavramlarını iyi bilmek ve titizlikle uygulamak gerekir.
