Gözetim Genelgesi İptali Karşısında Durum Analizi
Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2019/1 sayılı, "Kıymet Kriterli Gözetim Hakkında" konulu Genelgesi Danıştay Yedinci Dairesinin kararı ile iptal edildi. Peki, söz konusu karar ne diyor, sonucu ne oldu, ne yapmak lazım?
Öncelikle Danıştay Kararını özetlersek şu şekilde ele alınabilir:
Malumunuz gözetim uygulaması mevzuatta yer alan resmi hedefi/gerekçesi ile fiili hedefi/gerekçesi uyuşmayan bir uygulama. Kuvvetler ayrılığı içerisinde Yürütme (Gümrük İdaresi) tarafı ithalatta vergi duvarlarının yükseltilmesini hedefleyerek işlem yapar iken Yargı, doğal olarak, mevzuat metnine sadık kalarak kararlar veriyor. Bu uyuşmayan/örtüşmeyen ikilik hali karşısında da, mükellefler kanuni boşluktan yararlanma hakkını kullanarak fiili işlemlerini gerçekleştirdikten sonra dava konusu yasal süreci başlatıyor.
Söz konusu duruma karşı Danıştay kararında diyor ki:
- Mükellefin kanuni boşluktan yararlanma hakkını bir Genelge ile elinden alamazsın.
- Kanuni hakkını kullanan mükellefe İdari uygulamalar ile baskı yapamazsın.
- Önce vergi cezası düzenlediğin bir konuda, madem bu durum vergi cezasını gerektiriyor, kanunda açıkça yetki verilmemişse mevcut vergi cezasını kaldırma yetkin kanunen bulunmuyor, yapamazsın.
- Gözetim belgesi aranma işlemi eşyaya yönelik değil, eşyanın gümrük kıymetine yönelik bir uygulamadır; dolayısıyla “ithale konu eşyanın lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olması” ile tanımlanan “eşya” ile ilişkilendirilemez, bu durumda da gözetim belgesinin ibraz edilmemesi ceza kesilmesini gerektiren bir neden doğurmaz, vergi cezası uygulayamazsın.
- Gözetim uygulaması, geleceğe yönelik olası bir zararı “izleme” uygulaması olup korunma önlemi değildir; dolayısıyla gözetim önlemine uymamak fiili eşyanın ithaline yönelik herhangi bir kısıtlama, vergi oranında artış, eşik kıymet belirlenmesi veya ek mali yükümlülük uygulaması olarak değerlendirilemez, bu nedenle vergisel açıdan cezai işleme tabi tutulamaz, vergi cezası uygulayamazsın.
Danıştay Yedinci Dairesi sonuç olarak 2019/1 sayılı Genelge’yi iptal etmiş durumda. Tüm gözetim tebliğleri ise hala yürürlükte olup uygulama devam etmektedir. Bu durumda, 2019/1 sayılı Genelge’nin öncesine göre yeni olarak ne getirdiğine bakmak gerekmektedir. Örneğin, “Eşya kıymetinin gözetim tebliğinde belirtilen kıymetten düşük olması durumunda, eşya kıymetinin gözetim tebliğinde belirtilen düzeye çıkmasını sağlayacak şekilde yurtdışı diğer gider beyan edilmesi halinde yükümlüden gözetim belgesi ibrazı istenilmez.” düzenlemesi, ilgili gözetim tebliğleri ile belirlenmiş bir husus olup 2019/1 sayılı Genelge ile gelmemiştir.
Söz konusu Genelge ile;
* ‘yapılan kontrollerde, gözetim belgesinin beyan edilmediği ve beyan edilen kıymetin ilgili tebliğde belirtilen kıymete ulaşmadığının tespit edilmesi halinde, yükümlünün talebi üzerine beyan edilen kıymetin ilgili tebliğde belirtilen gözetim kıymetine yükseltilmesine yönelik beyannamede düzeltme yapılmasına izin verileceği; yükümlünün bu şekilde işlem yapılmasını talep etmemesi halinde, Gümrük Yönetmeliği’nin 181’inci maddesi (10-b, ç bendi) ve 2016/9 sayılı Genelgede belirtilen usuller takip edilerek alınacak sonuca göre işlemler tekemmül ettirilir’ hükmü düzenlenmiş olup GY 181 ve buna paralel olarak 2016/9 sayılı Genelge ile GK 235/1-c kapsamı ceza uygulamasının devamı olmayacaktır.
* ‘teslimden sonra yapılan kontroller sonucunda, eşyanın gözetime tabi olduğunun ve bu şartın karşılanmadığının anlaşılması durumunda yükümlü tarafından fark vergilerin ödenmesi durumunda, ilave herhangi bir işlem tesis edilmeyeceği; aksi takdirde, Gümrük Yönetmeliğinin 181 inci maddesi ve 2016/9 sayılı Genelgede belirtilen usuller takip edilerek alınacak sonuca göre işlemler tekemmül ettirilir’ düzenlemesi gelmiş olup GY 181 ve buna paralel olarak 2016/9 sayılı Genelge ile GK 235/1-c kapsamı ceza uygulamasının devamı olmayacaktır.
Görüleceği üzere, 2019/1 sayılı Genelge ile aslında yeni düzenleme olarak, yukarıda belirtilen ‘Yürütme’ yaklaşımını sağlamak adına, mükellefe geçmişe yönelik düzeltme olanağı tanınmış, düzeltme yapmaya yanaşmayanlar için ise cezai işlem tanımlanmıştır. Böylece, amacı Yürütme ile Yargı taraflarında örtüşmeyen mevzuatsal düzenlemenin olumsuz etkileri giderilmek istenmiştir. Ancak, Danıştay Kararı ile, gözetim uygulamasının bir korunma önlemi olmayıp sadece takip uygulaması olduğu, dolayısıyla usule yönelik bir işlem olduğu, GK 235 ile ilişkilendirilemeyeceği de açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla, yeni, tutarlı bir mevzuat düzenlemesi yapılıncaya kadar söz konusu cezai işlemin uygulanamayacağı kanaatindeyiz. Bu karar karşısında, mevcut tebliğler çerçevesinde, Bakanlık tarafından GK 235’i içine alan yeni bir düzenleme yapılabileceğini de beklemiyoruz. Gözetim uygulamasının Danıştay tarafından geleceğe yönelik olası bir zararı “izleme uygulaması” olarak tanımlanması, bu nedenle vergisel açıdan cezai işleme tabi tutulamayacağını tanımlaması karşısında olası cezanın ilk etapta ancak uygulamaya yönelik usulsüzlük cezası olarak karşımıza çıkabileceğini düşünüyoruz.
Mevcut uygulama boşluğunda yürütülecek en doğru işlemin, güvenli sularda kalarak olası cezai bir düzenlemeye karşı tedbirli olmak, bir yandan da ileride yasal hakkın geri alınması için ortam sağlamak adına ihtirazi kayıtla gözetim beyanında bulunulması olduğunu düşünüyoruz.
