Dış Ticarette Riskler Üzerine
Günlük hayatımızda içinde yaşadığımız yakın çevre bizim için güvenli saha sağlar. Bununla birlikte, sadece yurt dışı değil, yurt içinde dahi farklı bölgelere gittiğimizde alışkanlıklar, kültür ve hatta yasal uygulamalar değişmektedir. Bu nedenle, kendi coğrafyamızdan çıkıp bilmediğimiz yerlere gidecek olduğumuzda ilk işimiz kendi ilgi alanımıza göre o yörenin kültürel yapısını, örf ve adetlerini, yasal sistemini öğrenmek değil midir? Bu hazırlık bizlere, bulunacağımız yeni yerde yaşanması muhtemel sorunları önlemek ve daha güvende olmak adına bir hazırlık oluşturur.
Dış ticaret işlemleri de doğası gereği birden fazla ülkede iş ve işlem yapılmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla dış ticarete konu olan satışlar en az iki farklı ülkedeki alıcı ve satıcının yer aldığı bir yapıya sahip olmaktadır. Aynı yurt içinde olabildiği gibi Dünya’nın farklı coğrafyalarında bulunan ticaret erbabı arasında dil, kültür, yasal uygulama ve yasal yorumlama farkları bulunmaktadır. Buralardan kaynaklı sorunları gidermek adına tüm Dünya’da aynı dilin konuşulabilmesi ve uygulamada standartlaştırmanın sağlanması için bir takım çalışmalar yapılagelmiş olup bu çalışmalara devam da edilmektedir. Söz konusu çalışmaların en önemli örneklerini; eşya tanımlamalarında ülkeler arası ortak bir dil oluşturmayı ve belirsizlikleri ortadan kaldırmayı amaçlayan Armonize Sistem Kodu [Harmonized System (HS) Code], teslim şekillerine yönelik olarak ülkeler arası uygulama çatışmalarını gidermeyi amaçlayan Incoterms® kuralları ve uluslar arası akreditif kurallarını düzenleyen UCP 600 (Akreditiflere İlişkin Bir Örnek Usuller ve Uygulama) düzenlemeleridir.
Söz konusu unsurlar ile birlikte coğrafi mesafeler, içinde bulunulan fiziki, sosyal ya da ekonomik durum gibi hususlar uluslar arası ticarette taraflar için riskler oluşturabilmektedir. Kelime anlamına baktığımızda risk kelimesinin eski İtalyanca’da ‘cüret etmek’ anlamına gelen ‘risicare’ fiilinden geldiği söylenmektedir. Anlamına bakıldığında; ‘gelecekte beklenenden farklı bir durumun ortaya çıkma ihtimali’, ‘tehlike, zarar, hasar, kayıp veya potansiyel problem, tahribat ihtimali’, ‘zarar veya kayıp durumuna yol açabilecek bir olayın ortaya çıkma ihtimali’, ve ‘ileride ortaya çıkması beklenen ama meydana gelip gelmeyeceği kesin olarak bilinmeyen olaylar’ gibi tanımlamaları mevcuttur. Bu bağlamda risk gelecek ile ilgili bir kavramdır ve gelecek belirsizlik ifade etmektedir. Bu açıdan; para, mal, belge hareketinin zorunlu olduğu ve tüm bu işlerin birden çok tarafa dağıldığı uluslararası ticaret uygulamaları yönünden riskin tespiti ve yönetimi kritik önemde bir olgudur.
Temel risk çeşitlerine bakıldığında öncelikle iki tür risk unsuruna rastlanmaktadır. Bunlardan ilki; ‘Eşyaya İlişkin Riskler’dir. Bu kapsamda; satış sözleşmesi hükümlerine göre eşyanın ihracatçının sorumluluğunda olan teslim noktasına kadar getirilmesi sırasında ortaya çıkabilecek her türlü risk ihracatçıya, teslim noktasından sonraki zararlar ise ithalatçı şirkete aittir. Söz konusu riski yönetmek için üzerinde anlaşılan uluslar arası teslim şeklinin (Incoterms® kuralı) doğru belirlenmesi çok önemlidir.
Temel risk çeşitlerinden diğeri; ‘Ödemeye İlişkin Riskler’dir. İthalatçının ödeme yapmaktan kaçınması (ticari risk), ithalatçının ödeme yapmak istemesine rağmen, ithalatçının ülkesinin konvertibl döviz yetersizliği nedeniyle transferin yapılmasının mümkün olamaması (transfer riski), ödemelerin üstüne bir takım fonlar (veya vergilerin) getirilmesi (mali riskler) ve ihracatçının sevk belgelerini doğru hazırlamaması (dokümantasyon riski) sonucu, mal bedelinin ödenmesinin gecikmesi veya tamamen ortadan kalkması bu kapsamda yer almaktadır. Belirtilen riskleri yönetmek için de üzerinde anlaşılan ödeme şeklinin doğru belirlenmesi kritik öneme sahiptir.
Bunlara ilave olarak dış ticarette dikkat edilmesi gereken bazı riskleri de kısaca özetlemekte fayda bulunmaktadır. Bunlardan ilki, yukarıda da belirttiğim üzere, farklı dil ve kültür riskidir. Farklı ülkeler arasında kullanılmakta olan dillerin anlamlandırılmasında farklılıklar olması muhtemeldir. Bunlar da karşılıklı anlaşmalarda sorunlara yol açmaktadır. Nitekim geçmişe bakıldığında farklı dil ve kültürlerden kaynaklı bir çok pazarlama/pazara giriş hatası mevcuttur. Bir fast-food firmasının Hindistan’da et köfte burger satma girişimi bunlara en çarpıcı örneklerdendir.
Dış ticarette bir diğer risk, farklı hukuk sistemleri ve yerel mevzuatlardır. Farklı ülkelerin farklı mevzuatları ve yargı sistemleri bulunmaktadır. Bu nedenle karşı tarafın hukuk sisteminin önceden araştırılarak mevcut durum karşısında değerlendirilmesi gerekir.
Dış ticaret işlemleri kapsamı risklerden birisi de kur riskidir. Özellikle, taraflardan birisinin hızlı ve yüksek döviz kuru dalgalanmaları bulunan bir ekonomi içinde bulunması taraflar için risk oluşturmaktadır. Özellikle ithalatçı ülkede yaşanan kur dalgalanmaları ithalatçı açısından büyük risk yaratmaktadır. Sipariş ve hatta yükleme yapıldıktan sonra döviz kurlarındaki artış ithalatçıya doğrudan maliyet olarak yansımaktadır.
Firmanın finansman gücü dış ticaret açısından bir başka risk unsurunu oluşturmaktadır. İhracatçı tarafında ürün tedariği/üretimi için gerekli finansmanın olup olmaması ithalatçı açısından, ithalatçı tarafında da ürün bedelinin ödenip ödenmemesi ihracatçı açısından risk oluşturmaktadır.
İş yapılan ülkenin içinde bulunduğu sosyal, ekonomik, coğrafi, siyasi sorunlar da dış ticaretin tarafları adına risk oluşturmaktadır. Bu riske ‘ülke riski’ adı verilmektedir. Belli bir zaman öncesine kadar düzenli bir ticaret döngüsü bulunurken iç savaş sonrası Suriye ile yaşanan kısıtlı ticaret imkanları buna en çarpıcı örneklerdendir.
Riskleri sıralayıp üzerinde çalışabilmemize rağmen dış ticarette riskimizi maalesef sıfırlayamayız. Ancak riski ya da riskin oluşması sonucunda ortaya çıkacak etkileri azaltabiliriz. Bunun için en kritik tedbirler; alıcı/satıcı hakkında araştırma yapmak, piyasayı takip etmek, riski tanımlamak/öngörü yapmak, tedbir almak ve iyi bir sözleşme yapmak olarak sayılabilir. Ayrıca risk yönetilebilir bir olgudur. Bunun için sigorta, finansal türevler ve garanti uygulamalarını kullanmak mümkündür.
